Archive for the ‘Makaleler’ Category

Boy Uzatan ve Kilo Aldıran Kür
Çocuklarınız için boy uzatan ve kilo aldıran kür…Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hayri GÖZLÜKGİLLER‘in tarifini Zahide Yetiş hazırlıyor…

Uzmanlar, obezite ile mücadelenin anne karnında başladığını belirterek “düşük doğum ağırlıklı ” dünyaya gelen bebeklerin beslenmesine dikkat edilmesini istedi.


Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Emre Atabek, çağın hastalığı haline gelen obezliğin birçok nedeni olduğunu söyledi. Obezliğin temelinin anne karnında atıldığını hatırlatan Prof. Dr. Atabek, “Birçok hastalığın nedeni haline gelen obezlikle mücadele aslında anne karnında başlıyor. Düşük doğum ağırlıklı olarak dünyaya gelen bebeklerin düzenli beslenmesine dikkat edilmelidir’’ dedi. Kilosu düşük olduğu için aşırı beslenen bebeğin obezliğe yatkın hale getirildiğini ifade eden Atabek, şunları kaydetti:

Aşırı yükleme yanlış
“Düzensiz bir şekilde bol gıda ve enerji alan çocuğun yağ dokusunda hızlı bir artış görülüyor. Bu da çocuğu şişman biri haline getiriyor. Dünyaya geldikten sonra adaptasyon sürecindeyken çocuğa gıda alımı konusunda aşırı yükleniliyor. Birçok araştırma da erişkin dönemde görülen metabolik bozukluklar gibi rahatsızlıkların düşük doğum ağırlığıyla bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Anne karnında bebek, büyümesini oksijen ve gıda desteğiyle sürdürüyor. Anne kendisinin ve bebeğinin beslenmesine çok dikkat etmeli. Bebeğe, anneye ve göbek bağına bağlı hastalıklar nedeniyle anne karnında yeterli gelişemeyen bebek düşük doğumağırlıklı olarak doğabilmektedir. Bu süreçten sonra dış ortamda aşırı beslenmeye maruz kalan bebek, obezite riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Anne karnındaki açlığı takip eden dış ortamdaki aşırı beslenme yağ dokusuyla sonuçlanıyor. Hareketsiz bir hayat tarzıyla birlikte de genellike 6-7 yaşlarında obezite ortaya çıkmaktadır.” Atabek, düşük doğum ağırlıklı bebeklerin erişkinliğe ulaştıklarında obezite, tip 2 diyabet, hipertansiyon, koroner kalp hastalığı gibi sorunlarla karşılaştığını söyledi.

Kaynak : hthayat.com

Obezite birden fazla hastalığın habercisi

Çocuklarda obezite ile ilgili sorunların başında, metabolik sendrom geliyor.

Çocuklarda obezite ile ilgili sorunların başında birden fazla kalp damar rahatsızlığı risk faktörünün kümelendiği hastalıklar gurubu olarak bilinen metobolik sendromunun geldiği bildirildi.
Selçuk Üniversitesi (SÜ) Selçuklu Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi ve aynı zamanda Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Yaşar Şen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, obeziteyle ilişkili kalp-damar hastalıklarının gelişmiş ülkelerde yaşayan insanların en önemli ölüm nedenleri arasında yer aldığını söyledi.
Obezitenin sadece erişkinlerin değil, aynı zamanda çocukların da içinde bulunduğu önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu ifade eden Şen, erişkin yaştaki obezlerin yaklaşık yüzde 30’unun çocukluk döneminde de obez olduğunun bilindiğine dikkati çekti.
Şen, ”Buradan yola çıkarsak obeziteyle ilişkili hastalıkların temellerinin çocukluk çağında atıldığı görülecektir. Dolayısıyla sağlıklı nesiller yetiştirmek hem ailelerin hem de ülkelerin en önemli görevleri arasında yer almalıdır. Ülkemizde son yıllarda bu hususta ciddi bir kamuoyu oluşmuş bunun neticesinde Sağlık Bakanlığı tarafından obezite ile mücadele ve kontrol programı başlatılmıştır” dedi.
Eskiden sokakta ve okulda şişman çocuğa rastlamak çok zor olduğunu, günümüzde neredeyse her 10 çocuktan birisinin şişman olarak çevremizde dolaştığının altını çizen Şen, şunları kaydetti:
”Çocuklarda obezite ile ilişkili sorunların başında metabolik sendrom olarak ifade edilen bir tablo gelmektedir. Metebolik sendrom obez çocukları bekleyen yeni bir tehlikedir. Bu tabloda birçok hastalık iç içe girmiştir yani halkalar şeklindedir. Dolayısıyla obezite çok daha kompleks hale gelmiştir. Bu halkaların parçalarını kan şekerinde ve insülin düzeylerinde artma, kan yağlarında ve tansiyonda yükselme, şeker hastalığı oluşturmaktadır. Bazen ense ve koltuk altı derisinde esmer renkte bir kalınlaşma bu rahatsızlığın ilk işareti olabilir.”

OBEZİTEYE KARŞI ERKEN ÖNLEM ALINMALI
Erkenden gerekli önlemler alınmazsa kalp ve diğer bölge damarlarında darlık, tıkanma olaya eşlik edebileceğini belirten Şen, bu sorunların gelişiminde çevresel (fazla kalori alımı, azalmış fiziksel aktivite) ve kalıtsal faktörlerin önemli bir rolü olduğunu söyledi.
Obezite ile metabolik sendrom sıklığı arasında ciddi bir ilişki bulunduğunu vurgulayan Şen, şöyle devam etti: 
”Bu sendromun sıklığı ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. Dünya verilerine göre metabolik sendrom okul çağındaki çocuklar arasında yüzde 3-8 iken, ülkemizdeki bu oran yüzde 2 düzeylerindedir. Şişmanlığın derecesi arttıkça bu oranlar daha da artmaktadır. Eğer şişman bir çocuk bu sorunlardan bir kaçını kendinde barındırıyorsa derhal bir hekime götürülmeli, gerekli inceleme ve tetkik yapıldıktan sonra mutlaka tedavi başlanmalıdır. ‘Çocuklarda tansiyon artışı ve kan yağlarında yükselme olmaz’ gibi bir yanlışın içine girilmemelidir. Şişman olan çocuklarda en azından yılda bir kez tansiyon ölçümü ve kan tetkiki yapılmalıdır. Maalesef obezite ve metabolik sendrom tedavisi uzun bir süreç gerektirir. Tedavinin başını obeziteyle ilgili eğitim çekmektedir. Çocuğun kendisi, ailesi, çevresi ve okulu eğitim sürecine dahil edilmelidir. Buna dengeli beslenme eşlik etmeli. Dengeli beslenme çocuğun fizyolojik gelişimini duraklatmayacak bir şekilde ayarlanmalıdır. Tedavinin diğer kısmını düzenli egzersizler oluşturmalı. Çocuğun sevdiği bir spor dalı ön plana çıkarılarak ona devam etmesi sağlanmalı ve sürekli desteklenmelidir. Bunlar yapılırsa obezite ve metabolik sendromla mücadelede başarılı olunabilir”

Kaynak : AA


Kilo alamayan bir bebek aynı zamanda kilo kaybediyor da olabilir. Doktorunuz, mama hazırlama şeklini değiştirmenizi, öğün sayısın artırmanızı ya da kilo alamama durumunu ortadan kaldırmak için, meme sütüyle destek olmanızı tavsiye edebilir.
Bazı bebekler, bebeğin yeme ya da büyüme yetisini engelleyen bazı fiziksel anormallikler yüzünden kilo alamazlar.

Bunlar arasında, damak yarıklığı, mide barsak hastalıkları, kronik kalp yetmezliği, karaciğer ve böbrek hastalıkları, habis tümörler ve salgı bezleri hastalıkları sayılabilir. Bu hastalıklardan herhangi birinin olup olmadığını anlamak için doktorunuz çeşitli testler yapabilir.

Tedavi, hastaneye yatırılmayı gerektirebilir.

Bebeğin kilo alıp almayacağını belirlemek için hastanede bebeğe genellikle sınırsız besleme yapılır. Ayrıca fiziksel bir anormallikten şüphelenildiğinde çeşitli testler yapılabilir ve röntgen çekilebilir.

Kilo alamayan bebeklerin görünüşü uzun vadede değişiklik gösterirse de, çoğu bebekler iyi olurlar.

Karnı ağrıyan bir bebeğin anne babası olarak her beslenme sonrasında bebeğinizi geğirtmeye özellikle dikkat etmelisiniz. Biraz zaman alsa bile bebeğinizi geğirtmeye gayret etmelisiniz.

Aşırı Kilolu Bebekler

Eğer bebeğiniz çok iştahlı ise ve siz ona sürekli bir şeyler yedirmek eğiliminde iseniz yakında şişman bir bebek olabilir. Aslında bebeklerin şişman olması çok endişe edilecek bir durum olmayabilir. Şişman bir bebek ilerde de şişman olacaktır diye bir kaide yoktur. Araştırmalar her 5 şişman bebekten sadece birinin ilerde şişman bir yetişkin olduğunu gösteriyor. Ancak yağ hücreleri bebeklikten itibaren oluşur ve bir daha kaybolmaz. Bu da ilerde kilo almaya meyilli bir yetişkin olma ihtimalini artırır. Ayrıca şişman bir bebek hareket etmekte zorlanır. Aktivite miktarı azalınca daha çok kilo alır ve çabuk sıkılır. Bu da bir kısır döngüyü başlatır.

Bu sebeple bebeğinizin aşırı kilo aldığını ya da alacağını düşünüyorsanız bir takım önlemler alabilirsiniz. Şişman bir bebeği asla diyete sokmayın. Bebeğiniz sürekli geliştiği için beslenmedeki bazı düzeltmelerle fazla kiloları zaten kaybolacaktır. Alabileceğiniz önlemler arasında şunlar sıralanabilir;

  • Bebeğinizin açlıktan ağlamadığına eminseniz onu beslemeyin. Bebeğinizin başka bir problemi olabilir. Sıkılmış ve oyun istiyor olabilir. Onu teselli etmek için değil sadece doyurmak için besleyin. Eğer her ağladığında onu beslerseniz ilerde de sıkıntılarına çareyi yemekte bulabilir. Ona sarılın, şarkı söyleyin, onunla vakit geçirin, oyunlar oynayın.
  • Eğer katı gıdaya geçmişseniz muhallebi gibi şekerli, unlu besinler yerine yoğurt, sebze çorbası veya meyve verin. Muhallebi hazırlarken çok az şeker ilave edin.
  • Bebeğiniz belki de yemek yemek değil sadece emmek istiyor olabilir. Bu durumda biberonla su verebilirsiniz. Böylece su içme alışkanlığı kazanmış olur.
  • Bebeğinizi hareket etmeye teşvik edin. Ellerinden tutarak kendini çekmesini sağlayın. Altını değiştirirken bacaklarını hareket ettirin. Kolarını oynatın. Onu yüz üstü yatırın. Bu aynı zamanda emeklemesi için onu heveslendirebilir. Onu bir elinizle poposundan diğer elinizle göğsünden tutarak zıplatın. Bundan çok hoşlanacaktır.
  • Bebeğin her kilosu için 150 cc mamaya ihtiyacı vardır. Eğer bebeğinizi mamayla besliyorsanız ne kadar mamaya ihtiyacı olduğunu buradan hesaplayabilirsiniz.

Sonuç olarak bebeğinizin iştahlı olması sizin için bir şanstır. Onu dengeli ve çeşitli besleyerek hem hastalılara karşı dirençli olmasını hem de sağlıklı bir şekilde gelişmesini sağlamış olursunuz.

 

Şişman bebekler her zaman insanlara daha sevimli görünür. Ancak aşırı kilolu olmak bebeğin dönmesini, tek başına oturmasını emeklemesini ve diğer önemli fiziksel yetenekleri yapabilmesini geciktiriyor.

 

Kuzey Carolina Üniversitesi’nde yapılan araştırmada, 18 aya kadar olan farklı aylardaki 215 bebek değerlendirildi. Bu değerlendirme süresince aşırı kilolu olan 152 bebeğin yüzde 20’sinin (31 bebek) fiziksel gelişiminin geciktiği görüldü.

Araştırma boyunca 75 bebeğin göbeğinin ortalamanın üstünde olduğu, kollarının ve sırtlarının üst kısımlarının ise yağlı olduğunu buldular. Bu bebeklerin yüzde 23’ünün de (17 bebek) fiziksel gelişimlerinde gerilik olduğu belirlendi.

The Journal of Pediatrics dergisinde yayınlanan araştırmada, aşırı yağlı vücuda sahip olmanın ya da aşırı kilolu olmanın normal kilolu bebeklere oranla fiziksel gelişimlerinde daha büyük bir risk oluşturduğu kaydedildi.

Genel olarak 3 aylık bebeğin başını tutabildiğini, destekle oturabildiğini ve dönebildiğini; 6 aylık bebeğin ise tek başına oturabildiğini ve emekleme işaretleri verdiğini belirten araştırmacılar, kilolarından dolayı fiziksel gelişimi gerileyen 6 aylık bebeklerin ise desteksiz 30 saniye bile oturamadığını ve öne doğru eğildiklerini ifade ettiler.

 

Kategoriler
Yandex.Metrica