Archive for the ‘Kilo Verdiren Besinler’ Category

Omni Diyeti

Omni Diyeti, hastalıklarla mücadele eden taze sebze, meyve türü gıdalarla beyni uyanık tutup kasların ve organların yüksek kondisyonda çalışmasını sağlayan yüksek kaliteli proteinleri birleştiren basit bir beslenme planıdır.

Yüzde 70 bitki temelli gıdalar ile yüzde 30 protein oranı sayesinde enerjiyi artırır, hastalık riski azalır, beyin ve hormon fonksiyonları düzenlenir ve ciddi miktarda kilo vermeyi sağlayan Omni Diyeti tüm vücut sağlığına baştan aşağı katkıda bulunuyor.

“Beslenmeye pratik bir yaklaşım sunan Omni Diyeti ile sağlığınız için yararlı olan lezzetli yiyecekleri keşfedeceksiniz.”

Yemek yemeyi seviyor ve bunun hayatınızda önemli olduğunu mu düşünüyorsunuz? Ancak yediklerinizin sağlığınızı kötü etkileyip ve size kilo mu aldırıyor? Amerikalı beslenme ve sağlık uzmanı Tana Amen’ın, New York Times’ın en çok satanlar listesinde yer alan “Omni Diyeti” Pena Yayınları tarafından ülkemizde deyayınlandı.

2 haftada 5 kilo vermek için
Omni Diyeti yöntemiyle besinler ilacınız olacak, kilo verirken yemek alışkanlıklarınızı ve hayat perspektifinizi değiştireceksiniz. Tana Amen’ın denenmiş teknikleriyle iki haftada 5 buçuk kiloya kadar kilo verebileceksiniz. Amerika’da yaşan Dr. Mehmet Öz de kitapla ilgili olarak Omni Diyeti, yemek yemeye düşünceli ve pratik bir yaklaşım sunduğuna dikkat çekerek, “Sağlığınıza iyi gelecek lezzetli ve sıhhi gıdaları Omni Diyeti ile keşfedin” diyor.

Omni, hepsi demektir ve sağlıklı kaynaklardan gelen bütün besinlere ihtiyacınız vardır. Basit, bilime sayalı, bitkisel besinler ile yüksek kaliteli proteinlerin ideal oranından oluşan Omni Diyeti’nin içinde her şey vardır. Tana Amen’ın geliştirdiği diyet planına göre yüzde 70 meyve, sebze ve yüzde 30 protein tüketerek enerjinizi yükseltmek, hastalık riskini düşürmek, beyin ve hormon fonksiyonları düzenlemek, kilo vermek ve vücuda tamamen sağlık kazandırmak mümkündür.

Optimal bir sağlık programı olan bu mucizevi diyet, ikişer haftalık üç aşamadan ve bunu takip eden bir bakım planından oluşuyor ve lezzetli tarifler ile sağlıklı yaşam tavsiyeleri içeriyor. Tana Amen tarafından denenmiş, gerçek tekniklerle yemek yeme krizi anlarında hazırlıklı olmanızı sağlıyor. Gıda bilimine dayanan Omni Diyeti, size en doğru beslenme şeklini vaat ediyor ve içinizdeki doğal şifa gücünün ortaya çıkmasına yardımcı oluyor.

Omni Diyeti’yle;

  • Kilo vereceksiniz.
  • Kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.
  • Gençleşeceksiniz.
  • Beyniniz daha iyi çalışacak.
  • Hastalıklardan korunacaksınız.

Omni Diyeti”nde Tana Amen, okuyucuyu tıp terimlerine boğmadan, detaylı ama kolay anlaşılabilir açıklamalarla tavsiye ettiği besinlerin sağlığa ve iyi bir yaşam sürdürmeye olan katkısını anlatıyor. Kitap, samimi tavsiyelerle zaman zaman arkadaşlar arasında bir sohbet havasına bürünürken, Tana Amen bir beslenme koçu gibi her adımda okuyucuların yanında olarak onları cesaretlendiriyor. Neyi neden yapmaları gerektiğini açıklarken, okuyucunun aklına takılan tüm soruları yanıtlıyor.

Omni Diyeti, her seferinde başka bir diyete başlayıp istediği sonucu alamayanlar için onları istedikleri yere götürecek doğru harita. Omni Diyeti, kalıcı bir hayat tarzı değişikliği yapıp ömrünüzün geri kalanında o değişiklikleri korumak için var. Omni Diyeti ile iki hafta içinde nasıl sağlıklı, mutlu ve enerjik hissettiğinizin farklına bile varmayacaksınız.

Bu diyette aç kalmak yasak
Omni rejim sıhhatli bir beslenme şeklidir. Bu diyette aç kalmak yasaktır.
Bu diyetin tesirini görebilmek için 2 hafta boyunca yapmalısınız. Diyetin yanında her gün 30 dk spor yapmalısınız.
Omni diyette süt ve süt ürünlerine yer verilmez, bunun nedeni ise süt ürünlerinin yaptığı şişkinliktir. Soya ve ürünleri de yasaktır benzer biçimde arıtılmış şeker de.
Omni rejim derin dondurulmuş etleri de yasaklar bir taze kesilmiş olmalı.

Omni rejiminde izin verilen yiyecekler
Taze sebze ve meyveler, kuru yemiş /doğal halinde/, fasulye ve mercimek, tahıl, ton balığı ve somon balığı, taze ve kurutulmuş bitkiler, kırmızı et.

Omni rejimine örnek, bir günlük liste:
Kahvaltı: Lahana salatası, taze kırmızı ve yeşil biber,soğan ve sarımsak, bir bardak şekersiz yeşil çay.
Ara: Taze sebze ya da meyve suyu.
Öğle: Büyük bir porsiyon bir domates, salatalık, biber, soğan salatası.
Ara: Bir avuç kuru yemiş.
Akşam: Izgara pirzola, Tatlı patates ve brokoli püresi.

Bu diyetin süresi 2 haftadır.
Eğer tekrarlamak isterseniz ayda bir yapmalısınız.

Yaza az kaldı, diyet için geç kalmayın!

Hanımlar, yaz geliyor. Şimdi diyetin tam zamanı. Orantılı vücut ölçüleri için biraz çaba yetecek. Denizi, kumsalı, bikinileri, mayoları bir düşünün!..

Araştırmalar kadın ve erkeklerin ideal kilolarında olmadıklarını düşündüklerini ortaya koyuyor. Bu düşünce zayıflama programlarının ve çeşitli diyetlerin her zaman gündemde kalmasının başlıca nedenini oluşturuyor. Ama bugünlerde diyetlerin bir başka anlamı daha var. Yaz yaklaşıyor ve herkesi plajlarda güzel görünme telaşı aldı. Tatilin de ötesinde yazın zayıf görünmek günlük yaşam için de önemli. Havalar ısındıkça kalın paltolar, ceketler, yelekler, çıkarılacak, yerine rahat ve hafif elbiseler giyilecek. Hafif elbiseler vücudun gizlenen hatlarını ortaya çıkaracak. Bu da kaçınılmaz olarak estetik kaygıları tetikleyecek. 

Beslenerek zayıflama
İşte tam da bu noktada uzmanlar, güzel görünmenin vazgeçilmez yollarından biri olarak kabul edilen zayıflama rejimlerinin sağlıklı yürütülmesinin önemine dikkat çekiyorlar. Hızla verilen kilolar, yine hızla geri alınabiliyor, dahası bilinçsiz yapılan diyetler sinirlilik, yorgunluk, vücutta sarkma gibi yan etkilere de neden olabiliyor. 
Zayıflamak için zaman zaman hiç yemek yememeyi tercih edenler olduğu gibi, bilimsel temeli olmayan zayıflama rejimlerini uygulayanlar da var. Bu bilinçsiz zayıflama programları, vücutta ciddi tahribatların oluşmasına da yol açabiliyor. Bu tahribatlar kimi hastalıkların önünü açtığı gibi, bazen de tedavi mümkün olmayabiliyor. 
Uzmanlar besin maddelerini protein, karbonhidrat ve yağ olmak üzere üç ana grupta topluyor. Ayrıca su ve vitamin almanın da önemine dikkat çekiyorlar. 
Uzmanlara göre, diyetler asla vücudun temel gereksinimi olan besin maddelerinin alınmasını engellememeli.

Dengesizliğin sonucu
Şişmanlık kalori alışverişinde doğan dengesizliğin sonucu olduğuna göre, alınan ve verilen kalori oranında denge kurulduğu zaman şişmanlama sorunu da çözülmüş oluyor. Bu denge, yiyecek ve içeceklerle alınan kalorinin günlük hareketle harcanması yoluyla kurulur. Şişman kimselerde, fazla kilonun verilebilmesi için alınan kalorinin az, harcanan kalorinin çok olması gerekir ki, aradaki fark vücut yağ depoları tarafından karşılansın. Böylece fazla yağların erimesi sağlansın. Tıp biliminin verdiği uğraşlar, akıllı bir diyet ile birleşen bol hareketin şişmanlıktan kurtulmanın en ideal yolu olduğunu ortaya çıkardı. 

Hareket etmek şart
Uzmanlara göre nasıl diyet uygulanırsa uygulansın, hareket edilmediği takdirde sağlıklı bir zayıflama gerçekleşmiyor. Bunun için özellikle ağır sporlar değil jimnastik yapılması öneriliyor. Uzmanlar jimnastikte de aşırıya kaçmanın sağlıklı olmadığına dikkat çekiyor. 
Sağlıklı ve uzun yaşam için yapılacak hareketlerin başında her gün bir saat tempolu yürüyüş, jimnastik, kondüsyon bisikleti, koşu, yüzme, tenis veya herhangi bir spor yapılması geliyor. Eğer bunları yapacak zaman yoksa yine de hareket olanaklarının yaratılması gerektiğine dikkat çekiliyor. Bu olanaklar da şöyle sıralanıyor: Eğer işyeri çok uzak değilse ve zaman elveriyorsa işe yürüyerek gidip gelmek veya en azından yolun bir kısmını yürümek. Kısa mesafelerde ulaşım vasıtalarını kullanmayıp yürümeyi tercih etmek. Günlük alışverişleri yapmak böylece yürüme fırsatı yaratmak. İşe gidiş gelişlerde zaman açısından problem varsa öğle tatilini değerlendirip yürümek. Mecbur kalmadıkça asansör kullanmamak. Bol bol yüzmek.

İsveç Diyeti
Geçen yıllarda en çok başvurulan diyet “İsveç Diyeti” oldu. Bu diyeti özellikle iki ana soruna çözüm getiriyor. Bunlardan birincisi sorunsuz hızlı kilo verdirmesi, ikincisi ise verilen kiloların iki yıl boyunca geri alınmaması. İki yıl boyunca kilo alınmamasının nedeni de diyetin metabolizmada yarattığı değişikliklere bağlanıyor. 
Bu diyet 13 günden uzun sürdürülmüyor. Rigshospitalet adlı bu diyet, tam olarak uygulanırsa iki haftada 7-20 kilo verdiriyor. 

Bu diyetin kuralları şöyle:
Ayrıca çay, kahve ve meşrubat içilmeyecek, günde iki litre su içilecek, diyet 13 günden uzun, altı günden az uygulanmayacak. Üç aydan kısa bir sürede aynı diyet tekrarlanmayacak ve en son olarak da aynı gün içinde öğle ve akşam yemekleri ile yer değiştirilebilecek.”

Günde iki litre su
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Beslenme ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Üstün Korugan, yaza girerken eğer diyet yapılıyorsa günde en az iki litre suyun kesinlikle tüketilmesi gerektiğini belirtiyor. Diyette, sebze ve meyveye ağırlık verilmesini öneren Prof. Korugan, “Günde en az 400 gram meyve tüketilmeli” diyor. Meyvelerden şeftali, armut ve karpuzu özellikle öneren Prof. Korugan bu meyvelerin metabolizmayı yavaşlatmadığını hatırlatıyor. Diyette, olmasa olmaz denilebilecek gıdalardan birinin de yoğurt olduğunu bildiren Prof. Korugan içecek olarak da alkol yerine ayran, maden suyunu öneriyor. Sakarin ve yağdan mümkün olduğunca uzak durulmasını da isteyen Prof. Korugan, eğer yüksek tansiyon söz konusu değilse tuz sınırlamasına gerek olmadığını belirtiyor.

1000 kalori şart
Beslenme uzmanı Dr. Med. Muzaffer Kuşhan günde 1000 kalorinin altına düşen diyetlerin kesinlikle yapılmaması gerektiğini vurguladı. Dr. Muzaffer Kuşhan, “Aksi taktirde sağlığınızı yitirirsiniz” diyor. Bazı diyetlerde tek yönlü beslenmenin esas alındığına dikkat çeken Dr. Kuşhan, bunun çok tehlikeli olduğunu bir kişinin diyet yaparken bile belirli oranlarda karbonhidrat, protein ve yağ tüketmesi gerektiğini anlatıyor. Üç öğün ana, iki öğün de ara öğün yenilmesini öneren Dr. Kuşhan ara öğünlerin meyveden oluşması gerektiğine dikkat çekiyor. Konserve içeceklerden uzak durulmasını, çay ve kahvede aspartamlı tatlandırıcıların kullanılmasını önemle hatırlatan Dr. Kuşhan en ideal içeceğin su ve sebze suları olduğunu, şekerli, unlu gıdaların öğün aralarında alınmaması gerektiğini sözlerine ekliyor.

Diyet programı
KahvaltI Öğle Akşam
1. ve 8. gün 1 fincan kahve 2 katı yumurta,1 kesme şeker,ıspanak,1 domates 1 biftek (200 gr) 1 porsiyon haşlanmış zeytinyağlı,limonlu Yeşil salata
2. ve 9. gün 1 fincan kahve,1 kesme şeker 1 dilim salam,100 gr yoğurt 1 biftek (200 gr),Yeşil salata,1 meyve
3. ve 10. gün 1 fincan kahve,1 kesme şeker,1 dilim kızarmış ekmek haşlanmış ıspanak,1 domates,1 meyve 2 katı yumurta,1 dilim salam,yeşil salata
4. ve 11. gün 1 fincan kahve,1 kesme şeker,1 dilim kızarmış ekmek 1 katı yumurta,1 rende havuç,250 gr yağsız peynir 2 dilim portakal suyu,100 gr yoğurt
5. ve 12. gün 1 büyük rende havuç limonlu haşlanmış yağsız balık (200 gr) 1 biftek (200 gr),salata ve brokoli
6. ve 13. gün 1 fincan kahve,1 kesme şeker 2 katı yumurta,1 büyük rende havuç derisi alınmış tavuk salata
7. gün şekersiz çay ızgara et (200 gr),1 meyve hiçbir şey

Kaynak : milliyet.com.tr

 

Yedi Bölge Diyeti

Türkiye’nin bölge bölge diyet haritası;

Sağlıklı beslenmeyle ilgili temel kurallara uymaya çalışan ancak yaşadıkları bölge ya da kültürün beslenme alışkanlıklarına ayak uydurmak zorunda kalanlar, bir türlü arzu ettikleri kiloya inemiyorlar. Bu konuda kapsamlı bir araştırma hazırlayan Gizem Tutar ve Tutarlı Diyet ekibi, hangi bölgede ne gibi beslenme yanlışları yapıldığını da belirledi. İşte bölge bölge, şehir şehir Türkiye’nin beslenme haritası ve bu bölgelere yönelik kilo yönetimi tüyoları…

GÜNEYDOĞU ANADOLU, EN ŞİŞMAN BÖLGE!

Yapılan araştırmanın sonuçlarına göre; obezite oranının en yüksek olduğu bölge %61’le Güneydoğu Anadolu Bölgesi. İç Anadolu Bolgesi %55’le ikinci sırada. İş hayatının hızlı ve yaşam temposunun yüksek olduğu Marmara Bölgesi’nde ise bu oran %50. Deniz kenarında yaşayanlar kilosuna daha çok dikkat ediyor. Ege, Akdeniz ve Karadeniz Bölgeleri’ndeki şişmanlık oranının sadece %15 olması da bu durumun kanıtı…

Beslenme Tarzı ve İklim, Şişmanlık Oranını Etkiliyor

İklimi soğuk olan bölgelerde hem hava sıcaklıklığı ortalamaları hem de bölgede yetişen ürünlerin miktarı ve niteliği şişmanlık oranını etkiliyor. Çünkü bölgelerin yerleşmiş beslenme alışkanlıkları ve beslenme kültürleri; iklim, yetiştirilen tarım ürünlerinin çeşitliliği ve yapılan hayvancılıktan direkt etkileniyor. Bunun dışında şehir temposu, endüstri ürünleri ve iş hayatı koşullarından da etkilendiği için Marmara Bölgesi şişmanlık oranı açısından daha farklı bir profil çiziyor.

Doğu İllerinin Mutfağı, sanki saray mutfağı…

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin beslenme alışkanlıkları içerisinde et ve süt ürünleri geniş yer kaplarken, sebze ve meyveler oldukça sınırlı oranda sofralarda yer buluyor. Geçmiş zamanlarda sebze bulmanın sıkıntısı yemek kültürünü kurutulmuş sebzeler ve salça kullanmaya doğru kaydırmış ve tahıllar da yemek kültüründeki yerlerini almış. Etli çorbalar, ekmek-pide ve unlu diğer mamuller ile bulgur, en çok tüketilen besinler arasında yer alıyor.
Bunun sonucunda, Güneydoğu Anadolu’da yaşayan kişilerin karbonhidrat, protein ve yağ açısından zengin beslendikleri, vitamin, mineral ve lifler açısından yetersizlik riski ile karşı karşıya oldukları söylenebilir.

Doğu ve Güneydoğu illerinin yemek çeşitleri kadar, pişirme yöntemleriyle de yağlı ve kalorili beslenmeye yatkın bir mutfak kültürü var. Kavurma ve kızartma sıkça tercih ediliyor ve etlerin yağlı kısımları seviliyor. Aynı şekilde kırmızı et de yoğun olarak tüketildiği için, iç yağı ve kuyruk yağının yemeklerde kullanımı da beslenme düzenini olumsuz etkiliyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde obezite ve karaciğer yağlanması oranı bu yüzden çok yüksek.

Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgesi için Tutarlı Beslenme Önerileri

Et ve kıyma çeşitlerinin daha az yağlı olanlarını tercih etmeleri bir ilk adım olabilir. Et ile pişirilen yemeklerin bir kısmında tavuk etini tercih ederlerse; günlük kolesterol ve doymuş yağ tüketimini bir nebze de olsa azaltabilirler.

Bölgede süt ve süt ürünlerinin, kaymak gibi yağlı kısımları özellikle tatlılar üzerinde kullanılıyor. Bu tercihi hiç değilse biraz sınırlamak bile sağlıklı bir adım olacaktır. İç yağı ve kuyruk yağı, bu bölgelerimize ait beslenme kültürünün ayrılmaz parçası ancak tüketim miktarı ve sıklığını mutlaka azaltmaları gerekiyor. Etlerdeki yağların, pişirme sürecinde yemeğe kattığı lezzetle yetinmeleri, sağlıkları açısından daha faydalı olacaktır. Ekstra yağ kullanmaktan da kaçınmaları gerekir.

İçli köfte gibi yemeklerin kızartarak değil, haşlayarak veya fırında pişirerek yemeyi deneyebilirler. Böylece yiyeceklerin kalori ve yanmış yağ içerikleri azalacaktır. Kuru patlıcan dolması gibi etli pişen sebze yemeklerinde kullanılan yağ miktarını da azaltmaları yerinde bir tercih olacaktır. Yine çorbaların üzerine ekstra yağ kızdırıp dökmek, günlük kalori ve yağ alımını gereksiz bir biçimde yükseltiyor. Ayrıca Doğu ve Güneydoğu mutfağında porsiyonlar gerçekten büyük. Dahası her öğünde çok çeşitte yemekle sofraya oturuluyor, bunlar da bize göre değiştirilmesi gereken beslenme alışkanlıklarından. Porsiyonları küçültmenin dışında bir de yemek çeşitlerinin öğlen ve akşama eşit dağıtılmasında fayda var.

Tatlıya ve acıya dikkat!

Doğu ve Güneydoğu mutfakları, tatlılarıyla da ünlü. Ancak bu tatlıların her biri kalori bombası gibi. Örneğin bir tek Gaziantep baklavası yaklaşık 2 dilim ekmeğe eşdeğer kalori içerdiği için, günlük ekmek tüketimi azaltılarak kilo yönetiminde başarı sağlanabilir. Aynı şekilde ağırlıklı olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Arap kültüründen etkilenen yemek kültürü acı baharatların bolca kullanılmasını gerektiriyor. Acı kırmızı pul biber sofraların ayrılmaz bir parçası. Gerçi içerdiği kapsaisin adlı maddeyle metabolik hızın yükselmesine yardımcı oluyor ancak mide ve tansiyon problemi olanlar tarafından da tüketildiği için sağlık sorunlarına yol açıyor. Öte yandan acı pul biberin saklama koşullarına da dikkat etmek gerekiyor çünkü nem nedeniyle pul biberin içinde aflatoksin oluşabiliyor ve bu da karaciğer kanseri oluşumuna zemin hazırlıyor.

KARADENİZ HALKI, HASTALIK RİSKLERİNE GÖRE BESLENMELİ!

Karadeniz mutfağı denince ilk akla gelenler hamsi, çay, mısır ve çok çeşitli yapraklı bitkiler oluyor. Aslında sağlıklı bir mutfak olarak değerlendirebileceğimiz Karadeniz yemek kültüründe, Karadeniz’de yoğun olarak gözlenen bazı hastalıklara önlem alma adına bir takım değişiklikler yapılması gerekiyor.
Kırmızı et ve tavuk yerine, daha çok balık tüketilmesi, çok çeşitli otları sofralarında sürekli kullanmaları, yoğurt veya ayranın neredeyse her öğünde yer alması Karadeniz insanını beslenme açısından pozitif etkiliyor. Karadeniz’de obezite oranının düşük olmasına tek nedeni sadece beslenme alışkanlıkları değil. Karadeniz’de ulaşım zor ve kırsal hayat sürenler arasında fiziksel aktivite adeta mecburi! Köyler arası upuzun yollar, dağlar, yaylalar; hatta ekilen ürünlerle bunların hasadı bile ciddi bir fiziksel efor gerektiriyor. Yaşam tarzı zaten hareketli olan Karadenizli, her gün bağ bahçe işleriyle uğraştığı için de fazladan kalori yakıyor.

Kızartma ve kavurmanın fazla tüketilmesi, yemeklere ilave edilen tuz oranının fazla olması ve turşu tüketiminin yaygınlığı, karalâhana tüketiminin aşırı miktarda olması ve balıkların genelde kızartma yöntemi ile pişirilmesi ise Karadeniz mutfağının eksi yönleri.

Karadeniz Bölgesi için Tutarlı Beslenme Önerileri

Kahvaltıda yaygın olarak kullanılan tereyağı ve kaymak, yoğurt ile yer değiştirebilir. Bu ufak değişiklik bile, günlük kalori ve kolesterol alımını düşürür. Ot ve sebzelerin kavrularak tüketilmesi çok yaygın. Kavurma yerine tencerede sulu yemek gibi pişirme veya fırında pişirme yönteminin tercih edilmesi daha sağlıklı olur. Karadeniz halkı beslenme alışkanlıklarını sürdürmekte ısrarlı olduğu için, en azından kavurma yaparken fazla miktarda yağ kullanmamaları ve yağı mümkün olduğunca yakmadan kavurma yapmaları kalp sağlığı açısından önemli. Turşu, salamura ve tuz kullanımının oldukça yaygın olduğu Karadeniz Bölgesi’nde fasulye gibi bazı sebzeler önce turşu yapılıp sonra kavrulduğu için yeniden tuz eklenmesine gerek yok.

Bölge kadınları arasında demir yetersizliği anemisi yaygın. Bunun nedenlerinden biri de aşırı çay tüketimi. Çaydaki tanen, vücutta demir mineralinin kullanılmasını engelliyor. Çayın açık ve limonlu tüketilmesi önemli ancak yemeklerden en az 45 dakika sonra çay içilmesi demir yetersizliğini engellemekte yararlı olacaktır. Karalahananın aşırı tüketimi, guatra zemin hazırlar. Bu yüzden iyot tüketimini özendirmek, en basitinden yemeklerde iyotlu tuz kullanmak ve tuzu da karanlık ve serin bir ortamda, ışık geçirmeyen kaplarda saklamak gerekir. Balıkların kızartılarak pişirilmesi, hem kalori içeriğini yükseltiyor, hem de kalp sağlığı açısından önemli olan omega-3 yağ asitlerinin yapısını bozuyor. Hamsi tava yerine hamsi buğulama yemek sağlık açısından iyi bir çözüm olacaktır.

İÇ ANADOLU HALKININ GÖBEK BÖLGESİ YAĞLI

İç Anadolu’nun karakteristik beslenme alışkanlığı; tahıl ürünleri ağırlıklıdır. Hamur işlerinin sevildiği bu bölgede, gelişmiş hayvancılık sayesinde et ve et ürünleri tüketimi de yaygın. Genel olarak karbonhidrat ve protein ağırlıklı beslenen İç Anadolu, kış mevsiminde sebze ve meyve tüketimini düşürüyor, yaz mevsiminde ise artırıyor. Turşu ve salamura besin tüketimi yaygın. Tencere yemeklerinin yanı sıra, kızartma ve kavurma yöntemleri de revaçta.
Bölge halkının temel besin kaynaklarından biri olan beyaz un ve beyaz şeker, kan şekerini hızla yükseltip hızla düşürdüğü için karın bölgesindeki yağlanma da sıklıkla rastlanan bir sağlık sorunu. Bunu önlemek için Bölge halkının “elma tipi vücut” denen şekilde şişmanlama riski yüksek.

İç Anadolu Bölgesi için Tutarlı Beslenme Önerileri

Et ve et ürünlerinin yağlı kısımlarını yemeklere ilave etmedikleri taktirde günlük kalori ve kolesterol alımını düşüreceklerdir. 2 yemek kaşığı helvanın yaklaşık 1 dilim ekmek ve 1 tatlı kaşığı yağ kadar kalori içerdiği göz önüne alınırsa, helva gibi şekerli besinleri azaltmaları yerinde bir adım olacaktır. Kızartma tavalarını bir kenara bırakıp daha çok ızgara, fırında pişirme veya haşlama yöntemlerini tercih edebilirler. Özellikle kış aylarında sadece salamurayla turşuya bunca ağırlık vermez, bol bol taze sebze ve meyve tüketirlerse günlük lif alımları da artar ve tuz tüketimleri de azalır.

AKDENİZ VE EGE BÖLGESİ, TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLMALI!

İç Anadolu ve Doğu Anadolu’ya geçiş noktalarında zenginleşen mutfak kültürüne sahip olan bu bölgelerin deniz kenarına yakın kısımlarda oldukça sağlıklı beslenme alışkanlıkları gözlemleniyor. Sebzelerin, meyvelerin ve çeşitli otların sofralardan eksik olmadığı bu bölgelerde, katı yağ yerine zeytinyağı yaygın. Hamur işleri, tatlılar ve etli yemekler daha az tercih ediliyor ve bu da bölgelerdeki halkın kalp sağlığı açısından daha az risk altında bulunmasına yol açıyor.

Akdeniz ve Ege Bölgesi için Tutarlı Beslenme Önerileri

Akdeniz ve Ege Bölgesi’nde yaşayanların beslenme konusunda en çok dikkat etmesi gereken nokta, zeytinyağının da diğer yağlar kadar kalori verdiği gerçeği. Bir tatlı kaşığı zeytinyağı yaklaşık 50 kalori içeriyor ve bu nedenle sağlıklı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış dahi olsa yemeklere eklenen zeytinyağı miktarı kilo yönetimi açısından önem taşıyor.

MARMARA BÖLGESİ, TÜRKİYE’NİN AYNASI GİBİ…

Marmara, ülkemizin en çok göç alan bölgesi olduğu, ayrıca gelişen sanayi ve İstanbul gibi kozmopolit bir şehir bu bölgede yer aldığı için mutfak kültürü açısından da oldukça zengin. Her bölgeden izler taşıyan Marmara mutfağı, özellikle Dünya Mutfakları açısından da rahatlıkla tercih yapacak durumda. Besine ulaşmanın kolaylığı ve besin çeşitliliğinin fazlalığı Marmara’da yaşayanların obezite tehdidine karşı tetikte olmasını gerektiriyor. Bunun dışında bölgede yaşayan insanların çoğu masa başı işlerde çalıştığı için, fiziksel aktivite düzeyleri de düşük ve bu da kilo sorunlarına yol açıyor.

Marmara Bölgesi için Tutarlı Beslenme Önerileri

Hazır beslenme yani fast-food besinler oldukça yaygın olduğundan, kişilerin günlük kolesterol ve doymuş yağ asidi alımı da yüksek. Bunun azaltılması için süt ve süt ürünleriyle et çeşitlerinin az yağlı / yağsız olanlardan seçilmesi uygun olacaktır. Kızartma ve kavurma besinler yerine ızgara, haşlama ve buharda pişirme yöntemlerinin benimsenmesi daha sağlıklı sonuçlar doğuracaktır. Yoğun şehir yaşantısı öğünlerde aksaklıklar yaratıyorsa mutlaka kuru meyve, taze meyve, kuru yemiş ve kepekli bisküvi gibi sağlıklı gıdaların tüketildiği ara öğünler beslenme düzenine entegre edilmelidir.

Gizem Tutar – Beslenme Uzmanı

Sağlıklı kilo vermek isteyenler, iştah azaltan ve yağ yakımını hızlandıran bu bitkileri tercih ediyorlar…

* At kuyruğu bitkisi idrar sökücü özelliğiyle biliniyor. Yağ dokularını eritmeye yardım eden bitki, yaraların iyileşmesine de yardımcı oluyor. Fakat tüm idrar söktürücü bitkilerde olduğu gibi fazla dozda kullanılırsa böbreklere zarar verebilir.

* Maydanoz, metabolizmayı hızlandırarak bağ dokusunu güçlendiriyor. Maydanoz yemek ve çayını içmek, ödemlere ve vücudun su toplamasına karşı çok etkili bir yöntem.

* Adaçayı, zayıflamak isteyenler tarafından iştah kesici olarak kullanılıyor. Çay ve yemeklerde baharat olarak da kullanılabiliyor.

* Fesleğen, vücutta biriken fazla suyu atmaya yardımcı oluyor. Üstelik, içindeki eter yağların moral yükseltici etkisi bulunuyor.

* Kekik, sindirim sorunlarını tedavi edici etkiye sahip ve metabolizmayı hızlandırıyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra yorgunluktan şikayet edenlere zindelik veriyor.

* Civanperçemi, tatlıya karşı iştahı keser, tokluk hissi verir. Tazelik veren lezzeti, ağır yemeklerin tadını hafifletir.

* Biberiye, sindirimi düzenler. İyi bir canlandırıcıdır, kan dolaşımını hızlandırır,

cildi sıkılaştırır. Et yemeklerinde kullanılabilir.

* Tere, vücuttaki yağ yakımını hızlandırıyor. İnce yaprakları pişince acılaştığı için çiğ yemek gerekir. Ayrıca içinde birçok vitamin barındırır.

* Sinameki, kalın bağırsakta suyun emilmesini önleyerek müshil görevi yapar. Uzun süreli kullanımlarda bağırsaklarda yan etkilere yol açacağından idrar söktürücü özelliği bulunan rezene ve nane gibi bitkilerle desteklenmesi gerekiyor.

* Balık otu, bünyenin kimyasını hızlandırarak zayıflamaya destek olur. İçindeki maddeler tırnakları güçlendirerek saçlara parlaklık verir. Salata ve meyveli içecekler içinde kullanılabilir.

Kategoriler
Yandex.Metrica