Archive for the ‘Kilo Vermek İstiyorum’ Category

Yaza formda girmek ve kilomuzu korumak için Gİ diyeti

 

Zayıflama programı uygularken nasıl bir diyet uyguladığımız önemli. Hem etkili hem de kalıcı bir sonuç için besinlerin biyokimyasal etkilerini iyi bilmek gerekiyor.

Halen uygulanmakta olan tek tip besine dayalı programlar kilo kaybından ziyade ciddi sağlık problemleri de yaratabilmekte.

Yaza formda girmek adına sağlığınızdan da olmayın. Kilo verirken biyokimyasal bulgularınızın düzenli olması kilo kaybınızı etkileyen en önemli etken. Zayıflama diyetine başlamadan önce sağlık kontrolünden de geçmeliyiz.

Günümüzde birçok diyet programı var ve illaki kilo veriyoruz ama malesef verilen kiloların %90’ı geri alınabilmekte. Bu nedenle kalıcı bir sonuç için G.I. (GLİSEMİK iNDEKS) Diyeti en etkili çözüm. Hem kendinizi daha tok ve sağlıklı hissediyorsunuz hemde bütün sevdiğiniz yiyeceklerden mahrum kalmadan zayıflıyorsunuz. Yani yiyerek zayıflıyorusunuz ama burada önemli olan yediğiniz yiyeceğin yanındaki besinler de önemli.

G.İ.(Glisemik indeks) bir besinin kan şekerinizi yükselteme etkisidir, yüksek Gİ besinleri hızla kana karıştığı için hem tokluk hissiniz oluşmayacak böylelikle daha fazla yeme ihtiyacı hissedeceksiniz hem de yediğiniz yiyeceklerin yağa dönüşümünü de hızlandıracaksınız.  Yani Gİ diyetinin temeli kan şekerinizi hızlı yükseltmeyen yiyeceklere göre ayarlanmakta, bunlar neler; sebze,meyve, kuruyemişler, kurubaklagiller, tam tahilli ürünler, az yağlı süt ve ürünleri ve et,balık.. hem besleyici hemde sağlıklı seçenekler ama bu demek değil ki asla tatlı ve hamur işi yiyemeyeğiz, hayır bu besinleri de uygun bir örüntüde tüketebiliriz.

Yüksek Gİ besinleri ise;  sofra şekeri, beyaz ekmek, beyaz unlu tatlı, kek, pasta, kurabiye, pirinç, nişastalı besinler olarak sayabiliriz. Mesela yaptığımız bir yemeğe beyaz un ve şeker girdiğinde  Gİ değeri de yükselmekte.

Bu diyetin en önemli kuralı da asla aç kalmamalısınız, uzun süre aç kalmak  kan şekerinizin düşmesine sonrasında daha fazla yemek yemeğe ve yediğiniz yiyeceklerin de yağa dönüşmesi demek. Burada kendinizi diyabet hastası gibi hissedip sık sık mümkünse 2 saatte bir besleneceğiz. 
Nereden başlayalım;

1.Sağlıklı beslenme programı oluşturun;
Bütün besinlerden ihtiyacınız ölçüsünde beslenin, bu nedenle neyi ne kadar ve ne sıklıkla yediğinizin farkında olun.  Bütün besinlerin farkli Gİ değerleri vardır, yaklaşık değerlerini öğrenin. Örneğin; toz şeker 65, bal 58, elma 38, muz 62, kuru üzüm 64, beyaz ekmek 70, çavdar ekmeği 41, pirinç 87, bulgur 48 Gİ değerine sahiptir, 55 ve alti olan besinleri tercih edin.
Mümkün olduğu kadar hergün aynı zamanlarda yemek yiyin.
Sağlıklı atıştırmalık yiyecekleri yanınızda bulundurun ki açlık hissiniz oluşmasın.
Et ve süt ürünleri besleyici olmalarının yanında doymuş yağ oranları da yüksektir, et ürünlerini ızgara, fırın, haşlama, süt ürünlerini ise light tüketmeye çalışın.
Her öğünde Gİ değeri düşük olan salata veya sebzelerden tüketelim.

2.Kahvaltıyı atlamayın;
Evde veya dışarıda kahvaltı ile güne başlayın. Kahvaltı yapan kişilerin gün boyu daha enerjik oldukları ve kan şekerlerinin daha düzenli salgılandığı artık bilinen bir gerçek. Kahvaltı yapmak forma girmek için diyetinizin altın kuralı, yapmadığınızda kilo vermeyi de zorlaştırıyorsunuz.

3.Öğle ve akşam neler yiyelim;
Gün ortasında proteinden zengin bir yiyecek tüketmek hem tokluk hissinizin artmasına hemde yağ yakımınızı hızlandırmaya yardımcı olacaktır. Tabi yanında ne yediğiniz de önemli, mevsim salatası en uygun seçenek olacaktır.
Akşam yemekleri aile ile birlikte geçirilen en önemli zaman dilimi ama malesef en fazla kalori alınan da öğün olmakta. Bu öğünü mümkün olduğu kadar hep aynı saatlerde ve belli bir surede tüketmeliyiz. Kırmızı et yerine balık, tavuk, kurubaklagiller yanında salata veya sebze yemeği ile birlikte pilav makarna yerine kepekli, tahıllı ekmekler daha sağlıklı bir seçenek olacaktır.

4.Yemek yaparken 5 kurala dikkat edin;
*Kullandığınız yağ,tuz ve şeker miktarını azaltın.
*Yemeklere, çorbalara krema kullanmayın veya kullanacaksanız yağ ilave etmeyin.
*Sebze yemeklerini etsiz veya et ilave ediyorsanız et miktarını azaltın veya soya eti kullanın.
*Süt yoğurt grubunu light tercih edin böylelikle daha az yağ almış olursunuz.
*Sağlıklı pişirme teknikleri uygulayın, kızartma asla tüketmeyin.

5.Arada bir kendinizi şımartın;
Tatlı, makarna, pilav, pizza veya mantı vazgeçemeyeğimiz ama miktarını ve sıklığını uygun tüketirsek çokda sakınca yaratmayacak yiyecekler. Ama bilinmeli ki her bir porsiyonu size “ekstra” olarak geri dönecek. Bu nedenle hamur işlerini kendinize ödül olarak ve bir öğününüzün yerine haftada 1 maksimum 2 kez verebilirsiniz. Yapmanız gereken beraberinde ve sonrasında süt, yoğurt veya ayran grubundan destek almak ki kan şekeriniz çok hızlı yükselmesin. Eğer canınız tatlı çekiyorsa küçük bir porsiyon alın hatta mümkünse sütlü veya light tatlıları tercih edin. Eğer makarna, pilav, pizza ise kepekli olanları da gayet lezzetli olabilmekte, yok beyaz unlu olanları tercih ediyorsanız yanında bol salata ile tüketin Gİ değeri çok yükselmesin.

6.Meyveler masum seçenekler değillerdir. Eğer miktarını artırırsanız bilinki vücutta baklava ile aynı etkiyi yapacak, Gİ değerleri yükselecektir. Meyveleri yemekten sonra değil ara öğünlerde ve 1 porsiyon tüketin.

7.Yaz sıcaklarında serinlemek için asitli içecekler veya meyve suyu yerine maden suyu, ayran, şekersiz veya az şekerli,tatlandırıcılı limonata, buzlu çay tercih edebilirsiniz.

8.Kilo kaybınız oldukça yeni bir beslenme programına da ihtiyacınız olabilir, diyetisyeninizle görüşüp yeni bir program düzenleyin. Sürekli aynı programı uygulamanız da kilo kaybınızı yavaşlatacaktır

 

Dyt. Özlem Sert Aydın
Kaynak : ozlemsert.com

Yaz Aylarında Diyet

Havaların ısınmaya başlamasıyla birlikte birçok kişi kış aylarında alınan kiloları vermek için zayıflama diyetlerine başlar. Peki bu süreçte nelere dikkat etmeliyiz…

Yaz mevsimi geldiğine çoğu kişi psikolojik olarak kışın alınan kiloları verme telaşına düşüp, ya dergi, gazete ya da internet sitelerinde bulunan mucize olarak adlandırılan şok diyetleri uygulamaya başlar. Evet çoğu kişide birkaç kilo gider  ama giden su veya proteinden yetersiz bir programsa kas kaybı olacaktır ve kişi kilo verdiğini sanır. Sonrasında fazlasıyla kiloları geri alma riski vardır. Bununla beraber mucize diyet adı altındaki diyetlerin kalori toplamı da çok düşük olduğu için kişide bir süre sonra metabolik direnç görülebilir. 

Yani kişi sonrasında ne kadar diyet yaparsa yapsın eskisine nazaran daha az kilo verecektir çünkü vücut daha az kalori harcayacaktır. Bu da yaz mevsiminde bilinçsizce yapılan zayıflama diyetlerinin ardından kilo alınacağı anlamına gelmektedir.

Bu nedenle kişi kendi vücut yapısına, yaşına hatta kan bulgularına uygun, diyetisyen tarafından hazırlanan bir zayıflama programını uygulamalı, amacı kısa süreli kilo kaybı değil bir yaşam şekli olmalıdır.

Yaz aylarında uygulanacak en ideal beslenme şekli Akdeniz tarzı beslenmedir. Her öğünde mevsim sebzeleri salata yada yemek olarak tüketilmelidir. Sebzeleri az yağlı veya ızgara sebze olarak tercih edebiliriz. Ara öğünlerde de yine mevsim meyveleri tercih edilmelidir. Bol miktarda sebze ve ihtiyacınız ölçüsünde meyve tüketin.

Haftada bir kez kırmızı et, en az iki kez balık, ağırlıklı olarak beyaz et tüketin. Et tercihlerinizi de ızgara veya fırında pişirme yöntemleriyle az yağlı olarak tercih edin. 

Haftada iki kez kurubaklagiller; barbunya,nohut,yeşil mercimek,kuru fasulye, iki-üç kez yumurta ve her gün iki kase kadar yoğurt veya süt ve 10-15 adet fındık, badem veya ceviz tüketmeliyiz.

Havaların ısınması ile vücut yüzey ısımızın artmasıyla ve sıvı tüketimine de ihtiyacımız artacaktır, bu nedenle günde en az 1.5-2 lt su içilmelidir. Unutulmamalıdır ki içilen çay, kahve, meyve suyu su yerine geçmemektedir.

Alkol ve kafeinli içeceklerden mümkün olduğu kadar uzak durulmalı, yerine rahatlatıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici, soğuk olarak da tüketilebilen bitki çaylarından yada soda,ayran ve meyve suyundan destek alınmalıdır. Alkol tercihimizi ise uygun miktarda şaraptan yana kullanmak daha masum bir seçenek olacaktır.

Glisemik indeksi yüksek besinler (yani bir besinin kan şekerini yükseltme etkisi) hem açlık hissinizi artıracak, hem de kilo vermeyi zorlaştıracaktır. Kilo verme sürecinde beslenmenizde kompleks karbonhidratlara daha fazla yer verin. Beyaz ekmek yerine kepekli, tahıllı ekmek, pirinç pilavı yerine bulgur pilavı veya kısır tercih edin.

 Kızartmalar, aşırı yağlı gıdalar, sakatatlardan uzak durun. Margarin ve tereyağ gibi doymuş yağlardan sakının, sıvı yağlarla yemeklerinizi pişirin. Salatalara ve yemeklere piştikten sonra çok az zeytinyağı ilave etmek de faydalı olacaktır.

Tatlı olarak sütlü tatlıları tercih edin ama uygun miktarda dikkatli tüketin.

Tuz tüketiminize dikkat edin aşırı tuzlu yiyecekler yaz mevsiminde ödem miktarını artıracağından yağdan kilo verseniz de total kilonuzu etkileyecektir.

Yaz aylarında ağır yemekli öğünlerden kaçının ve yemeklerinizi çok geç saatlere bırakmayın, mümkün olduğu kadar fiziksel aktivitenizi artırın ve uyku düzeninize dikkat edin.  5 saatten az 8 saatten fazla uyku metabolizmayı yavaşlatabilmektedir.

 

Dyt. Özlem Sert Aydın
Kaynak : ozlemsert.com

Zayıflarken Sağlığınızdan Olmayın

Zayıflama diyeti uygularken nasıl bir program uyguladığımız önemli. Hem etkili hem de kalıcı bir sonuç için besinlerin biyokimyasal etkilerini iyi bilmek gerekiyor.

Halen uygulanmakta olan tek tip besine dayalı programlar kilo kaybından ziyade ciddi sağlık problemleri de yaratabilmekte. Kilo verirken biyokimyasal bulgularınızın düzenli olması kilo kaybınızı etkileyen en önemli etken. Zayıflama diyetine başlamadan önce sağlık kontrolünden de geçmeliyiz.

Günümüzde birçok diyet programı var ve illaki kilo veriyoruz ama malesef verilen kiloların %90’ı geri alınabilmekte. Peki biz nereden başlayalım; 

1.Sağlıklı beslenme programı oluşturun;
Bütün besinlerden ihtiyacınız ölçüsünde beslenin, bu nedenle neyi ne kadar ve ne sıklıkla yediğinizin farkında olun.  

Mümkün olduğu kadar hergün aynı zamanlarda yemek yiyin.
Sağlıklı atıştırmalık yiyecekleri yanınızda bulundurun ki açlık hissiniz oluşmasın.

Et ve süt ürünleri besleyici olmalarının yanında doymuş yağ oranları da yüksektir, et ürünlerini ızgara, fırın, haşlama, süt ürünlerini ise light tüketmeye çalışın.

Her öğünde salata veya sebze yemeği tüketelim.

2.Kahvaltıyı atlamayın;
Evde veya dışarıda kahvaltı ile güne başlayın. Kahvaltı yapan kişilerin gün boyu daha enerjik oldukları ve kan şekerlerinin daha düzenli salgılandığı artık bilinen bir gerçek. Kahvaltı yapmak forma girmek için diyetinizin altın kuralı, yapmadığınızda kilo vermeyi de zorlaştırıyorsunuz.

3.Az ve sık sık beslenmek gerçekten önemli; uzun süre aç kalmak  kan şekerinizin düşmesine sonrasında daha fazla yemek yemeğe ve yediğiniz yiyeceklerin de yağa dönüşmesi demek, mümkünse 2 saatte bir besleneceğiz. 

4.Öğle ve akşam neler yiyelim;
Gün ortasında proteinden zengin bir yiyecek tüketmek hem tokluk hissinizin artmasına hem de yağ yakımınızı hızlandırmaya yardımcı olacaktır. Tabi yanında ne yediğiniz de önemli, mevsim salatası en uygun seçenek olacaktır.

Akşam yemekleri malesef en fazla kalori alınan öğün olmakta. Bu öğünü mümkün olduğu kadar hep aynı saatlerde ve belli bir sürede tüketmeliyiz. Kırmızı et yerine balık, tavuk veya kurubaklagiller yanında salata veya sebze yemeği ile birlikte tüketelim. Eğer pilav veya makarna yemek istiyorsak  kepekli makarna veya bulgur pilavını tercih edelim, beyaz ekmek yerine de  tahıllı, tam buğday ekmekler daha sağlıklı bir seçenek olacaktır.

5.Yemek yaparken 5 kurala dikkat edin;
*Kullandığınız yağ, tuz ve şeker miktarını azaltın.
*Yemeklere, çorbalara, salatalara krema ve mayonez kullanmayın veya kullanacaksanız yağ ilave etmeyin.
*Sebze yemeklerine et ilave ediyorsanız et miktarını azaltın veya soya eti kullanın.
*Süt yoğurt grubunu az yağlı tercih edin böylelikle daha az yağ almış olursunuz.
*Sağlıklı pişirme teknikleri uygulayın, kızartma asla tüketmeyin.

6.Meyveleri sınırsız yemeniz malesef mümkün değil çünkü masum seçenekler değiller. Eğer miktarını artırırsanız bilin ki kilo artışını tetikleyecektir. Meyveleri yemekten sonra değil ara öğünlerde ve 1 porsiyon tüketin.

7. İçecek olarak asitli içecekler veya meyve suyu yerine maden suyu, ayran, şekersiz veya az şekerli,tatlandırıcılı limonata, buzlu çay tercih edebilirsiniz.

8.Kilo kaybınız oldukça yeni bir beslenme programına da ihtiyacınız olabilir, diyetisyeninizle görüşüp yeni bir program düzenleyin. Sürekli aynı programı uygulamanız da kilo kaybınızı yavaşlatacaktır.

 

Sağlıklı Beslenin, Sağlıklı Yaşayın..

Dyt.Özlem Sert Aydın

Kaynak : ozlemsert.com

 

Ergenlikte kilo kontrolü nasıl olmalı?

Özellikle ergenlik döneminde görülen ayakta atıştırma ve dengesiz beslenme tarzı ileriki yıllarda aşırı şişmanlığa davetiye çıkarıyor.

Hamburger, sosis ve kola gibi daha birçok yüksek kalorili yiyecek ve içecekler büyüme çağındaki ergenlerde fazla kilo artışına neden oluyor. Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Aysu Aydın, ergenlik döneminde görülen kilo artısının sebepleri ve bu dönemde sağlıklı beslenme yolları hakkında bilgi verdi.

“CİDDİ SAĞLIK SORUNLARINA YOL AÇABİLİR”
Ergenlik dönemi; 10-19 yaş grubu olarak tanımlanan ve bebeklikten sonraki en hızlı büyümenin olduğu önemli bir dönemdir. Bu dönemdeki beslenme tarzı, ergenlerin büyüme ve gelişmeleri için oldukça önemlidir. Dengesiz ve sağlıksız beslenme sonucu bu dönemde; yeme bozuklukları ve bunun sonucunda kilo fazlalığı görülebilir.

Ergenlik döneminde ortaya çıkan düşünce sistemi ve duygusal yapıdaki değişikliklere bağlı olarak gelişme çağındakiler dikkatleri kendilerine çok daha fazla çekerler. Büyüme ve gelişimlerine engel olacak tarzda dengesiz beslenerek hemen ileriki yaşlarda karşılarına çıkabilecek sağlık sorunlarına zemin hazırlarlar.

KİLO ALMAK KAÇINILMAZ HALE GELMESİN
Obezite son yıllarda gençlerde % 10’nun üzerinde görülmeye başlamıştır. Ergenlerin beslenmeleri genellikle dengesiz ve yetersizdir. Bu dönemde sosyal çevreye ayak uydurabilmek için günlük beslenmelerinin öğün sayısı, miktarı ve kalitesi değişir. Bu dönemde dışarıda yemek yeme sıklığı arttığı için beslenme alışkanlıkları değişir. Ayaküstü beslenme dediğimiz fast food tüketimi artar. Bu tarz yiyeceklerin hacmi küçük ama kalorisi çok yüksek olmasından dolayı kilo almak kaçınılmaz hale gelebilir.

Çoğunlukla hamburger, tost, sosis, kumpir, pizza, meyve suyu, bisküvi, kola, cips gibi besinlere eğilim gösterirler. Bu tarz yiyecekler yüksek kalorili olmaları nedeniyle yüksek enerji içerir ve vitamin – mineral, posa tüketiminin yetersiz, yağ ve tuz tüketiminin ise yüksek alınmasına neden olur. Şeker ve yağ, günlük gereksinimden fazla alındığı için kilo almak kaçınılmaz hale gelir.

Ergenlik döneminde kilo fazlalığını önlemek için;
Besin miktarı sağlıklı vücut ağırlığını koruyacak şekilde ayarlanmalıdır.

Besin çeşitliliğinin sağlanıp; sebze, meyve ve lifli besinlerin yeterince tüketilmesi gerekmektedir.

Aşırı yağlı ve şekerli besinler tüketilmemelidir.

Hamur işleri, yağda kızartmalar, kavurmalar, salam, sosis, sucuk, pastırma, çikolata ve salamura ürünlerden, meyve suları, kola ve kremalı içeceklerden uzak durulmalıdır.

Günde 2,5 –3 saatte bir beslenmeli ve 2-2,5 litre su tüketilmelidir.

Asla 4 saatten uzun süre aç kalınmamalı ve metabolizmayı daha da hızlandırabilmek için mutlaka uyandıktan sonra ilk yarım saat içerisinde kahvaltı yapılmalıdır.

Kaynak : www.haberturk.com

Zayıflamanın bir yolu daha çıktı!

Aşırı şişmanlıkla mücadelede son çare olarak başvurulan ”obezite cerrahisi” yöntemlerine yakın bir gelecekte parkinson tedavisinde uygulanan teknikler kullanılarak, beyin ameliyatının da eklenmesi öngörülüyor. 

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Beyin Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Feridun Acar, yaptığı açıklamada, obezitenin dünyadaki gelişmiş toplumların en önemli sorunlarından birisi olduğunu vurguladı. 

Obezitenin yol açtığı sağlık problemleri nedeniyle mücadele edilmesi gereken önemli bir sorun olduğunu belirten Acar, bu sorunun çözümü için öncelikle kişinin beslenme alışkanlığının sağlıklı bir yapıya kavuşturulması yönteminin denendiğini, sonuç alınamaması durumunda ise son çare olarak cerrahi çözüm yollarına başvurulabildiğini ifade etti. 

Acar, beyin cerrahisi olarak, halen pratik anlamda obezite tedavisinde yerlerinin olmadığını, ancak önümüzdeki yıllarda bu hastalığın iyileştirilmesinde beyin cerrahisinin önemli rol oynayacağını bildirdi.

BEYİNDEKİ YEME İSTEĞİ BASKILANACAK
Beyinde, yeme alışkanlığı ve bağımlılıkları kontrol eden bazı alanların bulunduğuna dikkati çeken Acar, şunları kaydetti: 

”Beyinde dürtüleri kontrol eden alanlarda elektriksel ve kimyasal bozukluklar, kişinin aşırı yemesine ya da yeme dışında bağımlılıkların gelişmesine zemin oluşturuyor. Parkinson cerrahi tedavisinde kullandığımız tekniklerle o bölgelere girip, beyin içerisine elektrotlar koyarak o bölgelerin fonksiyonlarını düzenleyebiliyoruz. Beyindeki yemeyi tetikleyen merkezlerin aktivitesini baskılayarak kişinin yemesini normal seviyelere indirebiliyorsunuz. 

Şu anda öncü uygulamalar var ve biz bu cerrahileri yapacak teknik altyapı ile birikime sahibiz ama rutin uygulamalar arasına girmesi zaman alacak. Bunlar pahalı ameliyatlar. Önümüzdeki yıllarda çalışmaların gelişmesiyle bütün tedavilere dirençli hastalarda bu bölgelere girip elektrotlar yerleştirilerek tedaviler yapılacak. Kontrollü akımlar vererek bu bölgelerdeki fonksiyon bozukluklarını dengeye oturtarak hastalarda anlamlı kilo kayıpları sağlayabileceğiz.”

Kaynak : AA

Ramazanda kilo vermek mümkün mü?

Beslenme tipi ile saatlerinin değişmesi ve günlük hareketlerin azalması nedeniyle kilo almak kaçınılmaz hale geliyor…

AHT muhabiri Muhammed Dursun’un haberi / Konya

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nihan Ortaç,ramazanda sağlıklı bir şekilde kilo verileceğini vurgulayarak “Öncelikle bir uzmandan yardım alınmalıdır, İftardan açıldıktan sonra 2,5 litre su içilmelidir. Ramazanda protein eksikliğinden kas kayıpları çok olduğundaniftarda tahıllı yiyecekler yenilmelidir” dedi. 

Ortaç, sahurda proteini yüksek, yağdan fakir ve kompleks karbonhidratlar içeren bir menü tüketilmesi gerektiğini, sahur sonrasında tekrar uyuduğumuz için vücudumuzun yağ depolamasının artmasını engellemek adına çok yağlı gıdalardan oldukça uzak durulması gerektiğini de söyledi.

Ortaç, “Sahurda süt, peynir, yumurta, zeytin, domates, salatalık, mevsim yeşillikleri, taze meyveler ya da bu meyvelerden yapılmış kompostolar, kepekli ya da tam tahıllı ekmek ve ayran gibi besinlerden oluşan bir kahvaltı yapmak en doğru seçim olacaktır. İftarda porsiyonları küçülterek az ve sık sık yemek yenmelidir. Sahurdan sonra 1 saat yürüyüş yapılmalıdır. Oruç sıvı yiyeceklerle açılmalıdır, sıvı yiyecekleri tükettikten 10-20 dakika ara sonra diğer gıdalar yenilmelidir. Hurma, incir, kayısı kuru gibi kan şekerini yavaş yükselten ve hemen düşürmeyen iyi karbonhidratlar tüketilmelidir” dedi.

Ortaç, “Sahurda mutlaka bir şey yenilmeli, çünkü vücudumuz 16 saat aç ve susuz kaldığından metabolizma yavaşlar. Ayrıca vücudumuzu iftarda aşırı yağlı yiyeceklere maruz bırakmamalıyız” diye de sözlerine ekledi.

 

Öğün atlama özellikle bir sonraki öğünde aşırı enerji alımını tetiklemektedir.

 

Mevlana Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Beslenme Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Akman, obezler üzerinde yapılan pek çok çalışmada, özellikle kahvaltı öğününün atlandığının belirlendiğini, öğün atlamanın, özelikle bir sonraki öğünde aşırı enerji alımını tetiklediğini bildirdi. Akman, şunları kaydetti: “Obezler üzerinde yapılan pek çok çalışmada özellikle kahvaltı öğününün atlandığı belirlenmiştir.

Öğün atlama özellikle bir sonraki öğünde aşırı enerji alımını tetiklemektedir. Söz konusu araştırma sonuçlarına göre, şişman kadınların yüzde 57.5’inin kahvaltı, yüzde 42.5’inin ise öğle öğününü atladıkları belirlenmiştir. Bir anda alınan aşırı besin öğelerinin enerjiye dönüşümünde görev alan hormon ve enzimlerin metabolik düzeni bozulmaktadır. Bu nedenle alınan fazla enerjinin yağ olarak depolanma yüzdesi de artmaktadır.’’

Kaynak : hthayat.com

 

Şok diyetler

Kısa dönem diyet’ diye bir şey yok, artık sağlıklı beslenme var

Uzmanlar, baharın gelmesiyle birlikte ”şok diyet”, ”bahar diyeti” ya da ”15 günde 5 kilo verebilirsiniz” şeklindeki önerilerin gündeme geldiğine dikkati çekerek, kilo vermede önemli olanın, her zaman sağlıklı ve düzenli beslenme olduğuna işaret etti.

Acıbadem Kadıköy Hastanesi iç hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Koptagel İlgün, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bahar mevsimiyle birlikte diyetönerilerinin de gündeme geldiğini belirterek, ”Bahargelince ‘şok diyet’ ya da ‘bahar diyeti’ gibi diyetönerilerinin çoğaldığını görüyoruz. ‘Şok diyet’ ya da ‘şu kadar günde bu kadar kilo verdiriyoruz’ diyen ‘fantastik’ diyetleri doğru bulmuyorum” dedi.

İlgün, dünyada ve Türkiye’de artık hastalıkların tedavilerinin bile kişiye göre olduğuna işaret ederek, ”Diyetler de kişiye özel olmalı. ‘Bahar geldi, şunu yiyin, şunu yemeyin’ diyerek yuvarlak cümlelerle diyet reçeteleri sunuluyor. İnsanların bir biyoritmi var. Bu tür diyetler kişinin biyoritmini de bozuyor. Hızla verilen kiloların hızla geri alındığını görüyoruz” diye konuştu.

Diyet konusunda pek çok bilginin kafa karışıklığına da yol açtığını ifade eden İlgün, kimileri ”günde 2 öğün yemek yiyin” derken, kimilerinin de ”ara öğünlerle 6 öğün yiyin” dediğini dile getirdi.

İlgün, sağlıklı beslenmenin önemine vurgu yaparak, ”Önemli olan öğünlerde yemek yenmesi ve bol su içmek. Yılın belli zamanlarında değil, her zaman sağlıklı ve düzenli beslenmek ile istikrarlı spor yapmak” dedi.

Beslenme ve spora ilişkin önerilerde de bulunan İlgün, özellikle gece mideyi yormayacak şekilde yemek yenmesi ve yaşa göre spor yapılması gerektiğini söyledi.

HEKİM KONTROLÜ ŞART
İç hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Ziya Mocan da sağlıklı beslenmenin önemine işaret ederek, ”Şok diyetleri sağlık açısından uygun bulmuyoruz. ‘Kısa dönem diyet’ diye bir şey yok, artık sağlıklı beslenme var” dedi.

Kilo verme programında sağlıklı beslenmenin önemli olduğunu da söyleyen Mocan, aç kalarak ya da tek düze beslenerek de kilo vermenin doğru olmadığını ifade etti.

”Sağlıklı beslenmeyi hayat boyu prensip edinmek gerekiyor” diyen Mocan, kısa dönem ve hızlı kilo vermenin pek çok sakıncası bulunduğunu dile getirdi.

Kilo vermenin mutlaka hekim kontrolünde yapılması gerektiğini kaydeden Mocan, kısa süreli kilo vermelerde vücutta sarkmaların da meydana geldiğini belirtti.

Mocan, şunları kaydetti:

”Kilo verme programının özellikle obezlerde en az 2 yıla yayılması gerekiyor. Hızlı kilo verilirken yağ hücrelerinin içindeki yağ azalıyor ama yağ hücrelerinin sayısı azalmıyor. Sorun da buradan kaynaklanıyor. Kısa dönem zayıflamalarda yağ hücre sayısı azalmadığı için daha sonra normal yemeye başlandığında hızlı bir şekilde bu yağ tekrar toplanıyor ve hızlıca kilo alınabiliyor. Ancak uzun dönemde kilo verilirse o zaman yağ hücrelerinde sayısal azalma oluyor. Kilo vermedeki ana prensip de yağ hücrelerinin sayısal olarak azalması. O zaman bu, kalıcı kilo kaybına neden oluyor.”

Yaza hazırlık için birkaç kilo fazlalığını vermek isteyenlere de öneride bulunan Mocan, bu kişilerin egzersizi artırıp yağı ve ekmeği kesmeleri durumunda aç kalmadan kilo verebileceklerini söyledi.

”Şok diyet”lerle kısa sürede kilo verilebileceğini ama bunun sağlıklı olmayacağını dile getiren Mocan, bu durumun huzursuzluk, uykusuzluk, sinirlilik ve özellikle kadınlarda adet düzensizliğine neden olacağını da kaydetti.

Kaynak : AA

Ünlüler Nasıl Formda Kalıyor?

Medyanın en popüler isimleri yaz ayları yaklaştıkça fazla kilolarından kurtulmayı başardı. Kimi ünlü spor yaparak formunu korumaya çalışsada kimi de beslenme alışkanlarını tamamen değiştiriyor. İşte ekranların sevilen yüzlerinin merakla beklenen formda kalma sırları.

 

ASANSÖR KULLANMAYI BIRAKTIM

 

Doğa Rutkay: Dört yıl önce 70 kilo olduğunun farkına varan oyuncu Doğa Rutkay, şimdilerde istediği kiloya ulaşıp daha mutlu bir hayat yaşıyor. Uzun süredir 56 kiloda olduğunu açıklayan genç oyuncu, “Önemli olan kiloyu vermek değil tekrar almamak. Market, kuaför gibi yakın yerlere bisikletle gidiyorum. Hiç asansör kullanmıyorum. Mutlaka merdiven inip merdiven çıkıyorum. Bunlar formumu korumama yardımcı oluyor. Bir gün hamburger yiyorsam ertesi gün daha az yiyerek dengeliyorum” diyerek sporu günlük hayatından eksik etmediğini belirtiyor.
Haber ile ilgili metin girin!.

 

YAĞ YAKAN KARIŞIM

 

Ebru Şallı: İki çocuk annesi olmasına rağmen düzgün fiziğiyle dikkat çeken Ebru Şallı, kilo vermek ve yaza fit bir görüntüyle girmek isteyen kadınlara greyfurt tavsiye ediyor. Şallı’nın ‘Sabah detoksu’ adını verdiği karışımı öneriyor. Şallı, “Bir bardak ılık suya yarım greyfurt suyu ve bir çay kaşığı bal karıştırıp sabahları aç karnına için’ diyerek bu şekilde metabolizmayı hızlandırarak yağ yakacağınızı ifade ediyor.
Haber ile ilgili metin girin!.

 

9 YILDA TOPLAM 182 KİLO VERDİ!

 

Yeni albümü Meşk’i çıkaran Sibel Can, geçtiğimiz dokuz yıl içinde toplam 182 kilo vermiş. Şimdiye kadar en popüler diyetleri deneyen şarkıcının son diyeti, vücudun ihtiyacı olan bütün besinleri yeterli ve dengeli tüketilmesini amaçlıyor. Ünlü şarkıcının diyetinde öne çıkan noktalar şunlar: Diyete farklı renklerde olan et, sebze, ekmek, peynir ya da süt grubundan bir ürünü aynı ana tüketmek, sabah kahvaltısında müsli ve elma tüketip akşam yemeklerinde ızgarayı tercih etmek ve her akşam bir bardak maydanoz su içmek.
Haber ile ilgili metin girin!.

 

TATLIYA ELVEDA

 

Ezgi Mola: Verdiği 12 kiloyla biranda tüm dikkatleri üzerine çeken bir başka isimde genç oyuncu Ezgi Mola oldu. Balık etli görünümünden kurtulmak için Mola, sırrını sıkı bir diyet ve düzenli spor olarak tanımlıyor. Altı aylık süreçte hamur işlerinde uzak duran Mola, tatlıları da hayatından çıkarmış. Aynı zamanda da günde en az iki litre su içmiş.
Haber ile ilgili metin girin!.

 

TERCİHİ ÇİĞ YEMEK

 

Belçim Bilgin Erdoğan: ‘Keşanlı Ali Destanı’ adlı dizide başrolde oynayan Belçim Bilgin Erdoğan, güzel ve fit görüntüsünü çiğ yemekleri esas alan bir diyet programına borçlu. Sanatçı, günlük yaşamda yüzde 50 yeşil, yüzde 25 meyve yüzde 25 kuruyemiş tüketiyor. ‘Raw food’ adı verilen beslenme türünde hangi besinin kaç kalori olduğu değil neyi neyle yediğimiz önem taşıyor. Diyette, yemek esnasında su içilmezken, çay içildiğinde ılık ve kafeinsiz olmak zorunda.
Haber ile ilgili metin girin!.

 Kaynak : acunn.com

Sağlıklı Zayıflama Tüyoları

Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatmagül Yılmaz Öztürk; zayıflama diyetlerinin kişiye özgü olması gerektiğinin altını çiziyor ve kilo vermeyi kolaylaştıracak öneriler veriyor.

Ancak doktor kontrolünden geçtikten sonra, bir diyetisyen tarafından hazırlanan metabolizmanıza uygun, günlük aktivitenizi de dikkate alan bir beslenme programın uygun olacağını söyleyen Fatmagül Öztürk; “ Karın yağlarınızdan kurtulmak için ya da kalçalarınızı sıkılaştıran diyet olarak ifade edilen diyetler gibi, kilo verirken yağ fazlalığınız en çok neredeyse daha çok oradan kilo verirsiniz ama her bölgeden kaybedersiniz. Vücudunuzu şekillendirmek ancak sporla mümkündür. O da bir yere kadardır kemik yapınızı kimse değiştiremez. Kas kaybının olmaması için diyetle beraber mutlaka en azından tempolu yürüyüşü hayatınıza katmanız gerekir” diyor. Medicana Bahçelievler Hastanesi Beslenmeve Diyet Uzmanı Fatmagül Yılmaz Öztürk; diyetin kişiye özel olduğunun unutulmaması gerektiğini panikle yapacağınız gazete ve dergilerde yayınlanan popüler diyetlerin, arkadaşınızın diyetinin, elden ele dolaşan diyetlerin herkese uygun olmayacağına dikkat çekiyor. 
Bütün bunların yanında yaşantınızda ufak değişimler yaparak bile kilo vermenin mümkün olduğunu belirten Fatmagül Öztürk, bunu başarabilmek için yapılması gerekenleri adım adım anlattı;

İlk adım: Tartılmak 

Sağlıklı bir tartım; haftada 1 kez, aynı tartıda, sabah aç karnına tuvalete çıktıktan sonra (dışkılama sonrası), giysisiz yapılır. Ama bizler bunu her ortamda gerçekleştiremiyoruz. En azından kişiyi genelde hep aynı saatlerde tarttığımız için çok sorun olmuyor.

Kadılarda aylık periyotlarda yaşanan adet dönemi öncesi vücutsu tutmaya başlıyor ki bu da tartıda 0,5- 2 kg gibi fark ettirebiliyor. Bunun dışında kabızlık durumunuz, kullandığınız bir ilacın vücudunuzda su tutmaya yol açması, tuzlu besinleri fazla tüketmeniz yüzünden veya iyi su içmediğiniz için vücudunuz su tutabilir.

İkinci adım: Neden oluştuğunu belirleyebilmek

Aldığınız enerji ile yaktığınız enerji eşit olursa kilonuzu korursunuz. Kilo alma sebeplerini sıralayacak olursak;
• Aşırı besin tüketimi,
• Öğün düzeninin olmaması,
• Su tüketimini çok kötü ya da düşük olması,
• Kullanılan bazı ilaçlar,
• Hormonal düzensizlikler,
• Ailesel beslenme alışkanlık ve kültürleri,
• Ve kabızlık sonucu kilo alımı gerçekleşir.
• Sebepleri belirleyebilmek için besin günlüğü tutabilirsiniz. Bu günlükte ne zaman, ne yeddiğinizi 
  ve içtiğinizi miktarları ile yazarsanız. Hangi öğünlerde neyi kaçırdığınızı görürsünüz.

Üçüncü adım: Olumsuz davranışları olumluya çevirmek

Alış-veriş yaparken;
• Almanız gerekenleri mutlaka listeleyiniz.
• Aç karnına gıda alış- verişine gitmeyiniz.
• Yağ oranı yüksek besinler yerine orta yağlı olanları ya da yağsız olanları tercih ediniz.
• Misafirinize ikram etmek için diye sizin tüketmemeniz gereken besinleri almayınız.
• Arabanızı biraz ileriye park edin, yürümek zorunda kalırsınız.

Yeme Davranışına Yönelik Uyarılar;
• Televizyon izlerken, gazete-dergi vb. okurken, başka bir işle ilgilenirken yemek yemeyiniz.
• Yemek için mutlaka kendinize bir süreç ve zaman ayırınız. Ayaküstü yemek yemeyiniz. * Masada  hep aynı yerde oturmayın, farklı yerlerde oturunuz,
• Çok iyi çiğneyiniz, bir an hızlı yediğinizi fark ederseniz, elinizde ne varsa o an bırakın ve kısa bir  süre arkanıza yaslanıp, derin bir nefes alıp yemeye devam ediniz. Yavaş ve kontrollü yediğinizi göreceksiniz.
• Diyetteyim ve yememem lazım diye düşünürken beyninizi sürekli yemekle meşgul etmeyiniz. Çünkü bu şekilde düşünürken daha çok yeme dürtünüzü artırırsınız. Her şeyden önce sağlıklı besleniyorum diye düşününüz.
• Yemeğiniz bittikten sonra kalanı yemeyeceğiniz şekilde, paketleyip hemen kaldırın.
• Daha küçük tabaklar kullanıp göz doygunluğunuzu sağlayınız.
• Hiçbir zaman duygularınızla yemek yeme olayını bağdaştırmayınız; yemek ödül veya ceza değildir. Yaşamsal faaliyetlerimizin devamlılığı için gereklidir. Can sıkıntınızı gidermek için farklı hobiler edininiz.
• Buzdolabınızın kapağına kilolu bir halinizin fotoğrafını yapıştırınız.
• Arkadaşlarınızı misafirliğe gelirken pasta vb şeyler getirmemesi için uyarınız.
• Ekmeği banarak yemek yemeyiniz. Hatta yemeğin yağlı suyunu tabakta bırakınız.
• Ziyan olmasın diye çocuğunuzun veya eşinizin artan yemeğini yemeyip kendinizi ziyan etmeyiniz.
• Etiket bilgilerini okuma alışkanlığı edininiz, yağ, kalori ve içerik vb bilgileri kontrol ediniz.

Fiziksel Aktivitenizi Artırmak İçin Uyarılar;
• Asansör yerine merdivenleri kullanınız,
• Kısa mesafelerde arabanınızı almamaya çalışınız ya da biraz ileriye park ederek kendinize 
  yürüme mesafesi yaratınız.
• En azından hafta sonları bedenen yapabileceğiniz aktiviteler planlayınız. 
• Ev işlerinizi kendiniz yapmaya çalışınız.
• Zevk alacağınız bireysel veya toplu spor aktiviteleri edininiz.
• Spora ilk başladığınızda ölçülerinizi alınız, bir ay sonra değişiklikler sizi mutlu edecek ve devam   etmenizi sağlayacaktır.
• Stresinizi atmanıza yardımcı olacağı ve iş yerindeki yorgunluğunuzu atmanıza yardımcı olup sizi   mutlu edecektir.

Ev Dışında Yemek Yemeye Yönelik Uyarılar;
• Salatalarınıza yağlı soslar almayınız.
• Kremalı, soslu, kızartma tarzı yemekleri tercih etmeyiniz. Izgara, buğulama veya haşlama tarzı besinler tüketiniz.
• Yemeğin suyunu tüketmeyiniz,
• Kendi siparişiniz dışında masadaki diğer şeylerle ilgilenmeyiniz,
• Yemeye gideceğim nasılsa orda kaçırdıklarımla dengelerim diye aç karnına gitmeyiniz.
• Gideceğiniz yeri ve yiyeceğiniz yemeği önceden seçiniz. Listenizde ona göre düzenleme yapınız.
• Tatlı yerine meyve veya meyve salatası tercih ediniz. 
• Ara ara çatal kaşığı elinizden tabağın kenarına bırakıp sohbet ediniz, yemek süresini 20 dakikaya yayınız.

 

Kategoriler
Son Yorumlar
Yandex.Metrica